Endülüs İspanyanın güneyinde Avrupa ve Afrikanın birbirine en çok yaklaştığı noktaya kadar uzanır. İki kıtanın arasına sıkışmış bir bölge değil tam tersine her iki dünyayı içine çekmiş, onlardan beslenmiş bir yer. Güney İspanya deyince tabiki güneş ve plajlar gelir akla ama Endülüs bundan çok fazlası. İspanyanın en büyük eyaleti olan Endülüs binlerce yıllık tarihi, birbirinden farklı medeniyetlerin mirasını taşır
Endülüs, tamamını tek seferde görebileceğiniz bir yer değil. Bölge büyük, şehirler birbirinden farklı ve her birinin kendine has derin bir hikayesi var. Córdoba'yı görüp Granada'yı atlamak, Granada'yı görüp Ronda'ya uğramamak — her seferinde bir şeyleri kaçırıyorsunuz. Bu yüzden Endülüs için ne kadar zaman ayırsanız az gelecek gibi hissediyorsunuz. Acelesi olmayan, birkaç şehri derinlemesine görmek isteyen biri için ideal bir bölge. Ben ise bu gezime sadece 6 şehri sığdırabildim. Cordoba, Malaga, Granada, Ronda, Tarifa ve Marbella. Gidemediğim yerlere, yapamadığım aktiviteleri başka bir hikayeye saklıyorum artık.
Endülüs gezisine arkadaşlarımla beraber ortak oldum. Böylesine bir tarihi arkadaşlar ile deneyimlemek ayrı bir keyifliydi. Gezimizi opsiyonları daha çok olduğu için Malaga merkezli olarak planladık. Denizi, fiyatları, havaalanı vs. birçok özelliği belirleyici oldu. Burada biraz şehrin dışında sakin 2 katlı bir ev kiraladık Airbnb üzerinden.
Fiyatlar konusunda ise İspanya genel olarak orta seviyede, çok pahalı değil. Yemek, ulaşım, konaklama makul. Ama şunu bilmekte fayda var — Endülüs'te neredeyse her müze, her tarihi yapı ücretli. Ücretsiz gireceğim diye bir beklenti içinde olmamak gerekiyor, özellikle büyük yapılar için önceden bilet almak hem para hem zaman açısından avantajlı.
Bu gezideki ilk durağım Cordoba oldu. Cordoba çok muazzam bir tarihe sahip. Gezerken bu tarihi bilerek gezmek ayrı bir heyecan katıyor. Şehrin bazı bölümlerinde o yıllara ait hissettim kendimi. Cristoph Kolomb dan Modern İspanyanın kurucularına kadar birçok hikaye burada başlamış. Hristiyan kralları sarayı bu hikayelerin merkezinde yer alıyor. Ayrıca meşhur Cordoba camisi mimari açıdan bir başyapıt. İçinde barındırdığı 836 sütun ile Cordobanın ne kadar eski ve büyük bir şehir olduğunu kanıtlıyor. Şehir Hristiyanların eline geçince bu caminin ortasına bir katedral inşa edilmiş. Tabiki bu iki mimari eserin mimari açıdan birbirine benzediği söylenemez. Bahçe girişinde bir kule var burayada çıkılabiliyor. Ama bahçesinde vakit geçirmek bile tarihi bir deneyim sunuyor. Mezquitanın hemen çevresinde Eski yahudi mahalleleri, dar sokaklar, Guadalquivir nehri üzerindeki Roma Köprüsü, özel evler ve avluları yürüyerek gezmek için ideal uzaklıktalar. Yorulduğunuda tarihi konsepte uyumlu mola yapabileceğiniz çok güzel restoran ve kafelerde var.
Sonraki durağım Granda, Endülüs içinde ayrı bir yerde duruyor. Diğer şehirlerde İslam döneminin izlerini görüyorsunuz ama o izler çoğunlukla bir müzede, bir yapıda yada belirli bir noktada kalıyor. Granada ise bu his şehrin her yerine sinmiş. Sokaklarda, mahallelerde, insanların gündelik hayatında bir şekilde hissediliyor. Bunun en büyük sebebi tarihin burada daha geç kapanmış olması. Reconquistada en son düşen şehir burası. Diğerleri yüzyıllar önce Hristiyan kontrolüne geçmişken Granada 1492ye kadar Nasrid Sultanlarının elinde kaldı. 800 yıllık İslam döneminin son kalesi buradaydı. O tarihin ağırlığı hala üstünde.
Şehir tepeler üzerine kurulu, Sierra Nevadının eteklerinde. Düz bir şehir değil süreki yukarı aşağı yürüyorsunuz. Yukarıda Alhambra karşı tepede Albaicin. Ancak Elhamra Sarayı aslında gezimin odak noktası olmasına rağmen giriş sınırlandırıldığı için giremedim maalesef. Benim gibi önce uçak biletini, Airbnb/otel ayarlayıp sonra bilete bakmanızı tavsiye etmiyorum. Büyük bir hataydı 1 ay önceden bakmama rağmen geç kaldığımı anladım. En az 2 ay öncesinden almak gerekiyor bileti. Gezinizi planlarken bu bilete göre planlamana yapmak gerekiyor. İnternetten ve oradaki görevlilerden aldığım bir trick vardı gece saat 12 gibi biletlere bakarsak boşluklar çıkabiliyor dediler. Bir ihtimal öyle yaparım dedim ama o da olmadı. Kendi sitesinin dışında tur siteleri ve diğer bilet satan sitelerde de olma şansı var tabiki ama daha pahalı ve size uymayan opsiyonlar olabiliyor.
Malaga ise sadece bir kategorisi olan bir gezi değil. Çünkü hem denizi, hem tarihi, hem kültürü içiçe. O yüzden Malagada ev kiralamak bizim için avantajlı oldu. Bir gün kaleye çıkıp Endülüs tarihine dalarken, diğer gün limanda yürüyüş yapabilirsiniz. Yüzedebilirsiniz tabiki ama baharda hava sıcak olmasına rağmen deniz o kadar sıcak olmuyor. O yüzden kalabalık olmasına rağmen pek yüzen göremezsiniz. Alcazaba ve Gibralfaro kalelerine çıkmak, limanda yürüyüş ve alışveriş yapmak, sahilde güneşlenmek yapılabilecek başlıca güzel aktiviteler.
Ronda Malagaya diğer Endülüs şehirlerine göre daha yakın olduğu için ulaşımı daha kolay. Rondanın en büyük özelliği derin bir vadinin üzerine kurulmuş köprüsüdür. 18. yüzyılda inşa edilmiş bu köprü 120 metre yüksekliğinde olduğu için aşağıya bakmak biraz cesaret istiyor. Köprünün tam altında girilebilen bir bölümü var ve tabiki burasıda ücretli. Ayrıca vadinin yamacındaki yol ile aşağı kadar inip köprüyü farklı açılardan görme şansınızda var. Ancak vadi olduğu için biraz rüzgarlı haliyle. Şehir ise sakin küçük bir kasaba gibi birçok deri ürünleri, taşlar ve hediyelik dükkanları var. İspanyanın en eski boğa güreşi arenasıda burada.
Geziye sonradan eklediğim ama asla pişman olmadığım bir durak var, Tarifa. Sevilla yı başka bir geziye sakladığım için seçtiğim bir şehir ama beni hayal kırıklığına uğratmadı. Aslında küçük ve eski bir şehir ama çok karakteristik özellikleri var. En büyük özelliği Avrupa kıtasının en son noktası olması bunu bilerek burada olmanız bile bir ruh katıyor geziye. Ayrıca Afrika kıtasının bu kadar yakın görülebilir olması, Atlantik Okyanusu ile Akdenizin bitiştiği Cebelitarık boğazının en dar noktası olması bu şehrin bitmeyen karakteristik özelliklerinden birisi. Burada 18.yy da inşa edilmiş üzerinde askeri bölge olan küçük bir adacık var. Tabiki siviller giremiyor ancak adacık üzerinde küçük bir sahil var ve burası serbest. Ada aslında bir yarımada ve ince bir yol ile bağlanıyor. Bu yolun ise bir tarafı akdeniz diğer tarafı atlantik olması özel bir deneyim sunuyor.
Marbella aslında Malagaya bağlı ve yakın bir şehir. Ancak tarihi ağır basmıyor. Daha çok akdeni kıyı kasabası sahil, güneş, yat limanı, pahalı restoranları barındıran bir yer. Zengin avrupalıların ve arap dünyasından gelen turistlerin gözdesi. Sahil şeridi uzun ve bakımlı baharda sahilde yürüme, denizi görmek güneşin altında oturmak için ideal bir yer.
Eğer Endülüs için daha dar bir zaman ve bütçeye sahipseniz en verimli rota 4 şehirli gezi olabilir. Granada, Cordoba, Sevilla, Malaga.
Neyi eksik neyi fazla yaptım konusuna gelirsek geziyi Malaga merkezli yapmam en isabetli kararım oldu. Şehirlere gidip geldikten sonra denizi ve imkanları çok olan bir şehirde mola vermek daha rahatlatıcı oluyor. Ancak günübirlik uzak şehirler için daha yorucu olabiliyor. El Hamra sarayına girememek bir ders oldu tabi ki.
Endülüse gelen herkes “Buraya bir daha gelmem lazım” düşüncesiyle ayrılıyor. Bu hisle Endülüsten ayrılırken bir sonraki geziyi kafamda planlamaya başlıyorum.